Bodrum Cup, Ahşap Tekneler Yarışı Bir kaç gündür Bodrum Limanı alışıla gelenden daha hareketli, tekne sahipleri ve personeli bir başka heyecanlı. Bu kez sadece kendileri için denize açılmak, yelken açmak üzere koşuşturup duruyorlar. 14 Ekim akşamı, açılış kokteylinde, değerli denizcimiz Sadun Boro’nun kampanayı çalması ile başlayan sıradan bir yarış değil, gelenekselleşen bir şenlik 18. Bodrum Cup. Bodrum Limanı’ndan yarışı izlemek için çıktığımızda, olağanüstü bir görüntü seriliyor gözlerimizin önüne. 18.Bodrum Cup’a katılan tekneler, Karaada açığındaki start hattı yakınlarında yelkenlerini açmış süzülüyorlar. Bu görüntü dokuz yıl önce yazdığım yazıya attığım başlığı hatırlatıyor bana: Koca Gövdeli Kuğular... Gerçekten de irili ufaklı onca tekne, 7-10 knot esen rüzgarda, birer kuğu gibi süzülüyorlar. Manzaradan etkilenmemek mümkün değil. Basın mensupları ve fotoğrafçılar, tekneleri görüntülemek için sürat botları ile koşturup duruyor. Kolay değil ki; teknelerin hepsi birbirinden güzel birbirinden alımlı. Görüntüleri sabitlemek için makaralarca film yetmez insana, neyse ki artık digital teknoloji var. Rüzgarın oturmasını beklemek için start zamanının ertelenmesi, fotoğraf çekenlerin işine geliyor ama yarışan denizcilerin heyecanını arttırıyor. Bu sene ki yarışın rotası ise Gökova’ya doğru. Bodrum-Çökertme arası yapılan ilk gün yarışının startı verildiğinde ise görüntü daha da muhteşemleşiyor; açılan balon yelkenlerle benim “koca gövdeli kuğular” renkleniyor. İlk etabın ortalarına doğru hızını artıran rüzgar, yarışa heyecan katarken kimi teknelerde sorunlar yaşanıyor. Balonu yırtılan Graceland, hızla yedek balonunu açarken, Nurullah Bey direkte oluşan bir sorun nedeniyle yarıştan çekiliyor. Finiş hattını geçen tekneler soluğu Çökertme iskelelerinde alıyor.Yaz aylarında onlarca tekneye liman olan Çökertme Koyu, arka arkaya gelen irili ufaklı yüzden fazla tekne ile şaşkınlığa uğramış olmalı ama hepsine yer açıyor korunaklı mavi kucağında. Denizciler yarışın heyecanını kendilerini suya atarak yatıştırabiliyor ancak. Ardından eğlenilesi gece başlıyor. Günün değerlendirmeleri, Bülent Özdemir ve Nicole’ün şarkıları eşliğinde yapılıyor. Ehhh! Denizci herkes, rakı-şarap-bira su gibi tüketiliyor. İkinci gün, Boreas uykuda, deniz süt liman. Ama akşamın heyecanı var, organizasyon komitesinde. Rüzgarı beklemeden, erteleme yapılmadan start verilince ancak 14 tekne, start hattını yarış talimatında belirtilen 30 dakikalık zaman içinde geçebiliyor, diğerleri ise artık yarış dışı. Sonrasında telsizlerden, denizcilere yakışmayacak sözler yükseliyor, komiteye ve hakemlere yönelik. Demirleme yeri bu kez Okluk Koyu, nam-ı diğer İngiliz Limanı. Bu şaşırma sırası, koyun girişine Sadun Boro tarafından yaptırılan minik denizkızında. Günün tek sorunu Melike teknesinde ki şanzıman arızası, tekne kurtarma botlarının yardımıyla yerini alabiliyor ancak. Tekneler sırasıyla diziliyorlar yarım ay biçiminde. Bu sene ki sevgi çemberi yarım ve ortasında da Nilüfer yer alıyor akşam saatlerinde, sıcacık sesiyle. Kahkahalarıyla içimizi ısıtan Nilüfer, şarkılarıyla sevgilileri yaklaştırıyor, küskünleri barıştırıyor, rakipleri aynı masada rakı tokuşturuyor,. Harika devam eden gece, kendini bilmez birinin attığı işaret fişeğiyle duraklıyor. Islık çalarak teknelerin önünden geçen işaret fişeği, sönmeden ormana düşüyor. Nilüfer’in şaşkınlığına ve çığlığına katılmamak elde değil: “Eyvah orman yanıyor..” Neyse ki, çabucak organize oluyor denizciler ve elbirliği ile yangın büyümeden söndürülüyor. Günün baskısı biraz ağır ben de, kamaramda uzanıp düşünüyorum. Nasıl insanlarız biz, nasıl denizciler. Sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, protestolarımızı göstermenin yolunu bulamayacak mıyız, bir başkasına dokunmadan zarar vermeden. Artık uluslarası bir şenliğe dönüşen Bodrum Cup da bile adabıyla eğlenmesini bilemeyecek miyiz? Ya sabah olan telsiz konuşmalarına ne demeli! Dolanıp duruyor sözcükler kafamda ve sonuç kabuslarla dolu bir gece oluyor. Üçüncü yarış günü yağmurla başladı. Start verildikte sonra, kuzey-kuzeydoğudan hızını her geçen dakika artıran rüzgar yarışa daha bir heyecan kattı. Finiş sonrası Kise Bükü kumsal partisinin iptal olmasının yanı sıra çoğu tekne soluğu Bodrum Limanı’nda aldı. Bodrum Cup’ın son gününde uyananlar gözlerine inanamadı. Bir gün önceki kapkara hava, çılgın deniz, deli rüzgar nerede? Koca pamuk balyalarıyla dolu masmavi bir hava, süt liman deniz ve Boreas yine uykuda. Tabii sonuç start saatinin ertelenmesi. Ardından gittikçe hızını artıran güzel bir rüzgar ve oldukça keyifli bir yarış günü. Ama asıl keyif, akşam ödül töreninde. Turgutreis D-Marin’in nefis konukseverliği, Grup Circle of Love’ın güzel yorumları ve tüm katılımcıların coşkusu. Gece bittiğinde, Bodrum Cup ‘ın yaratıcısı Erman Aras ve Era Tur’a içimden ve içten teşekkür ediyorum, kaldığım teknenin pasarellasını tırmanırken, Bodrum Cup teknelerde çalışan denizciyim diyen denizcileri bir gün gelip eğitecek mi diye düşünüyorum. Saner Gülsöken |